Bedenimden sıyrılmak istiyorum. Etler etlere değerken, kusurlar kusurlara çarparken, gözler birbirini böyle asıp keserken, ne ölür ne yaşar bu insanlar! Kafesin kapağını açıp vücudumdan uçmak, saf kendimle yaşamak istiyorum; sadece ‘bir tek an’ için bile olsa… Değmez mi? Gözlerin görüntülerin ötesine geçtiğini, henüz oluşu gerçekleşmemiş bir görüntüyü özünle duyduğunu, insanlığının katıksız, yargısız mutluluğunu hayal edebiliyor musun? Ya kalbinin göğüs kafesinden gümbür gümbür yuvarlanışı? Sırf dünyada tanık olabilmek için bu müziğe, kulaklarımı soyunmayı en sona bırakacağım diyorum. Bir tişörtü sıyırıp atar gibi önce kollarımı, sonra başımı bırakmak istiyorum boşluğa. ‘Sıkılıyorum bu çamurlu giysinin içinde.’ Sıkılıyorum çünkü özüm bambaşka telaşlarda. Düşüncelerim de, düşlerim de bu kılıfın ötesinde bedenden ayrı yaşıyor. Birleşmiyor iki yüzüm. Görüntüm olamıyorum, aklımı giyemiyorum. Düşüm sarkıyor yanaklarımdan, bulanıyorum. Işıklar arasında anlaşılmaz bir karartı olacağımdan korkuyorum. Çekmeyen telefon gibi işlevsiz kalıyorum o zaman, varlığın sinyalleri için bir santral olmalı mı illa? Tüm çabamız, ta en başından beri anlaşılmak içindi, beni anla! Şüpheye düşme varlığımdan. Beni istediğin zaman görebilirsin, burada, adımı uzunluk ölçüleriyle hesaplanamayan bir çift ayakla, kelimeden kelimeye yürürken… Beni anla!

Standart

Hangi evredeyim, hangi varoluşsal sancılar içerisindeyim? Hayat akıp gidiyor ve ben bazen onu tutamıyor gibi hissediyorum. Bazen yakalıyorum yakasından, gel buraya diyorum birlikte hareket edelim bazen de kayıp gidiyor ellerimden. Depresyon atağımın üzerinden bir sene geçti sanırım. Şimdi duruldukça yaşadığım talihsiz olayın kabukları sızlıyor ara sıra. Bazen hiç aklıma bile gelmezken, bazen karanlıklar içerisinde buluyorum kendimi. Hayat… Derdim mi oldun benim, yoksa seni dert etmemeli miyim?

Günler hızlı hızlı akıp geçiyor. Acıtıyor bu durum canımı. Aniden bir kriz esnasında kendimi hatırlayabilir miyim bilemiyorum. Çok mu fazla düşünüyorum, ondan da emin değilim. Ama ben zaten sürekli düşünüyorum. Beynim sürekli eylemler halinde. Sürekli konuşuyor benimle. Ya da ben konuşuyorum onunla.
Çok fazla rüya görüyorum. Rüyaların etkisinde de çok fazla kalıyorum. Bazen rengarenk bazen ise simsiyah. Ben siyahı çok severim, şimdi korkutuyor sanki beni. Sürekli çiçek açmak isterken sonbahar yaşıyorum sanki. Bilmiyorum, insan zaten sürekli neşeli olamaz değil mi? Ama nedense ne zaman modum düşse çok korkuyorum olacaklardan. Modum düşmesin diye çabalarımı görmeniz lazım. Sürekli hareket halindeyim. Sürekli konuşuyorum, sürekli okuyorum ve sürekli izliyorum. Tek bir düşüşte kendimi bilinmezde görürüm, yine kendimi tanıyamam diye çok korkuyorum. Bu durum geçer mi emin değilim. Bazen ben de soruyorum kendime. Sen kimsin? Siyah mı beyaz mı? Mutlu mu üzgün mü? Hayat dolu musun yoksa korkak mı? Acıları tekrardan yaşıyor muyum yoksa unuttum gitti mi?
Acılar gitmiyor sanırım. Bazen yokluyorlar beni. Tam da her şeye hazırım dediğim an bak zamanında böyle olmuştu diye çat çat çat diye zihnimde yankılanıyorlar. Geçmiş mi insanın peşini bırakır yoksa insan mı bırakmalı geçmişi? Ben denedim bırakmayı. Nereye gitsem gelmeye devam etti. Korkularımı tetiklediler sürekli. Şimdi konuşurken bile zihnim hep farklı olayların derdinde. Ağzımdan cümleler çıkıyor beynim harpte.

Biter mi bu nerede olmadığını bilememezlik hissi? Konuşurken kafam rahat midem kelebekli olur muyum? Bazen ne yapacağımı şaşıyorum. Bazen kim olduğumu dahi unutuyorum. Hayatla savaşım bitmiyor. Yine de seviyorum yaşamayı. Yaktım belki beyninizi. Ya da sorduğum sorulara cevap verdiniz bilemiyorum. Umarım nerede olursam olayım kendim olmaktan vazgeçmediğim anlarda olurum. Bir an olsun tekrardan kendimi unutup kim olduğumu anlayamadığım hale dönmek istemiyorum. Ben hayat dolu olarak yaşamak istiyorum. Ben kendimi ve etrafımı aydınlatmak istiyorum. Sanırım güneş olmak istiyorum, etrafımda dönüp duran biri olmasa bile.

Standart

insan diyorum, insan, çiçek döker mi ? ya da solan tenine, çiçekler eker mi? ben, solmuş, dökülmüş tene, çiçeklerim, dedim, ne döküleni tutabildim, ne veda edebildim, sadece kırılmış yapraklarıma baktım, öyle duru, öyle yalın, gözlerimle veda ettim, ne harfe boyun eğdim, sadece baktım öyle sessiz, öyle derin bir içle, baktım.

Standart

Yürüdüm… Nefes alabilmek için. Sırtıma aldım dünyayı, yüküm ağır demeden. Boğazıma çektiğim her nefes yaramı büyütüyordu. Düşünmek hissizlikti benim için, ucu bucağı gözükmeyen hissizlik. Duygularım önemsizleşti, tıpkı diğerlerinin aldırış etmediği gibi.

Hayat yüzüme vurduğunda nefes alıp vermekten başka çarem yoktu. Kolum ayağım yok gibi. Gülmek ay ışığına dokunarak gökyüzünde süzülmek gibi imkansız. Eksiklik değil bu, hiç var olmamak gibi.

Standart

Su çok güzel , gelsene. 🌸

Deniz ilk doğduğunda öyle anında annelik falan gelmedi, yani öyle bir anda süper güçler  belirmedi.
Kendimi bırak on kaplan gücünde hissetmeyi daha da küçüldüm, küçüldüm, Allahım herşey dev gibi ben küçük bir karınca misali. Nasıl taşıyacağım bunları ? Kendimi , bebeğimi ? Düşündüm düşündüm durdum.
Deniz ağladı, benim gözler pıt pıt tabi.
Deniz uyumadı ( ben uyutamadım)
Gazı çıkmadı ( ben çıkaramadım )
Ağladı ( ben susturamadım )
Ah bu ben herşeyde kızdım kendime , doğurdum ama bakamıyorum iyi mi ? Bilmiyorum ki , herkes birşey diyor sonuçta ama uymuyor, olmuyor .
Sonra anladım ki , tanıdıkça kolaylaşıyor, çevrenin  söyledikleri sana uymuyor, ve sen hislerinle birşeyleri yapınca çok çok daha doğru oluyor.
Ah ama bilmiyorsun ki , her ağladığında kalbin bin parça .
Bu boğulma sürdü tabi biraz, silkelendim ve dedim ki seninle anlaşacağız küçük civcivim.
Sonra sular duruldu, ilişkimiz ışıldadı, anlaşmaya vardık neticede. Kulaklar kapandı , gözler görmedi kalbimi dinledim ve oldu . Ebeveynlik tam olarak eşlik etmekmiş şimdi daha iyi anlıyorum. Varsın zorlansın, ağlasın, ağlayalım beraber. Büyümek bunları da beraberinde getiriyor.
Şimdi yüzmek çok güzel.
Kalbi ilk başlarda çok kırılmış anneliğime ve ihtiyacı olan herkese sesleniyorum.
Su çok güzel korkma hadi gel,  arada dalgalar çarpar yüzümüze ama sonra durulur.
Biz büyüyoruz , çok güzel büyüyoruz ❣️

Standart

🌸

Annelik pembe, annelik  tozlu… Ama asla toz pembe değil benim için . İniş ve  çıkışlarla dolu kocaman bir sorumluluk. Kimseye devir edemediğim, dünyaları değişemeyeceğim, binlerce kez şükrettiğim bazen ışıklı bir yol bazen deli bir rüzgar gibi. 
 Bense bazen  yoruldum, uykusuz kaldım, bocaladım, zaman zaman ne yapacağımı bilemedim, ve sanırım bu sonsuz bir döngü . Ama her bir uykusuz gecem sana feda olsun .

Keşke hayat her yorduğunda karşılığında böyle güzel , pırlanta gibi mükâfatlar sunsa bizlere. Duygularımda da annelik yolculuğunda benimle büyüyor ve evriliyor. Bense hepsini selamlıyorum. Bu benim, benim kalbim, benim yolculuğum… Sende benim en iyi arkadaşım. Bal kızım .🌸

Standart

Unutmak insana verilen en güzel duygu bence. Hayatta kalma duygusu hatta! Neler geliyor başımıza neler oluyor ama bir kısmını hatırlayabiliyoruz sadece. Bu çok güzel bişey aslında. Sevdiğimiz insanların bile sesi, gülüşü, konuşması, kokusu, yüzü derken herşey gidiyor bir anda. Yaşanan sıkıntılar dertler bazen en büyük acımız dediğimiz şeyi bile unutuyoruz. Diyorlar ya ” zaten insanoğlu başına gelen herşeyi hatırlasa delirir ” diye, cidden öyle 🌸

Standart

Hayat felsefem ; Eğer güzel gözlerin olsun istiyorsan insanlara güzel bak.

Güzel gülmek istiyorsan insanları güldür, ince bir bel ise istediğin ekmeğini paylaş, eğer saçların güzel olsun istiyorsan bırak çocuklar oynasın saçlarınla, dudakların güzel olsun istiyorsan eğer güzel cümleler çıksın dudaklarından. O zaman sen güzel olursun zaten.

Standart

Hani bazen gözlerini kapattığında bir deniz, kokusu gelir ya burnuna, bir deniz görürsün karşında.

Sonra o denizde bir gemi belirir birden. İçin kıpır kıpır oluverir saçma sapan anlamsız bir heyecan olur ya. Sevinirsin.

İşte ben onu tanıdığım günden itibaren, bir gemi geçiyor içimden hemde her zaman.

Standart

Kendim olmalıyım diye tekrarlıyorum. Sahiden kendim olmazsam eğer nasıl olacaktı? Daha mı mutlu veya daha mı mutsuz olacaktım bilmiyorum. Ama onlara aldırmadan, onların seslerine, yüzlerine, kokularına aldırış bile etmeden kendim olmalıyım. Çünkü kendim olmazsam eğer hiç katlanamıyacığım şekilde onların istediği biri olacaktım. Kulaklarımı tıkarım gözlerimi hafifçe kıstım ve kendim oldum. Böylesi daha huzur vericiydi ve hiç pişman olmadım.

Standart